Geçmişte bir Gelecek: Zero

Sabancı Müzesi’nde Eylül ayından beri izleyiciye açık olan Zero sergisine ancak Aralık ayında gitme imkanı buldum. Sergileri kalabalıkken gezmeyi sevmiyorum, yalnızken istediğim ilgiyi gösterebiliyorum eserlere. Birileriyle birlikteyken, acaba hızlı mı geziyorum, acaba yavaş mıyım ve herkes beni mi bekliyor, acaba gördüğüm eserler hakkında yorum yapmalı mıyım, acaba yorum yaparsam çok mu antipatik görünürüm düşüncelerinde boğulmaktan kimi zaman sergiye tamamıyla konsantre olamıyorum. Bir Cumartesi sabahı yaptığım Sabancı müzesi yolculuğumda, müze olması gereken dolulukta ve huzurdaydı.

Ne yalan söyleyeyim çok büyük önyargılarla gittim sergiye.. Bazı arkadaşlarımın ‘hiç bir şey yok,’ ‘oradaki eserleri ben de yaparım.’ dolduruşuna gelsem de sergiye bir şans vermem gerekiyordu, sonuçta Zero akımı hakkında en ufak bir fikrim yoktu; sadece İstanbul’un her yerini süsleyen reklam posterlerini görmüştüm.

Zero

Continue reading