Geçmişte bir Gelecek: Zero

Sabancı Müzesi’nde Eylül ayından beri izleyiciye açık olan Zero sergisine ancak Aralık ayında gitme imkanı buldum. Sergileri kalabalıkken gezmeyi sevmiyorum, yalnızken istediğim ilgiyi gösterebiliyorum eserlere. Birileriyle birlikteyken, acaba hızlı mı geziyorum, acaba yavaş mıyım ve herkes beni mi bekliyor, acaba gördüğüm eserler hakkında yorum yapmalı mıyım, acaba yorum yaparsam çok mu antipatik görünürüm düşüncelerinde boğulmaktan kimi zaman sergiye tamamıyla konsantre olamıyorum. Bir Cumartesi sabahı yaptığım Sabancı müzesi yolculuğumda, müze olması gereken dolulukta ve huzurdaydı.

Ne yalan söyleyeyim çok büyük önyargılarla gittim sergiye.. Bazı arkadaşlarımın ‘hiç bir şey yok,’ ‘oradaki eserleri ben de yaparım.’ dolduruşuna gelsem de sergiye bir şans vermem gerekiyordu, sonuçta Zero akımı hakkında en ufak bir fikrim yoktu; sadece İstanbul’un her yerini süsleyen reklam posterlerini görmüştüm.

Zero

Continue reading

Bienal Üzerine Öttürmeler

Bu yazıyı bir önceki yazıma gelen yorumlara cevap olarak yazıyorum. Herkese teker teker cevap yazmaktan daha hızlı ve verimli olacaktır diye umuyorum.

Öncelikle yazıya aldığım yorumların miktarının beni şaşırttığını söylemeliyim. Bienal hakkında bu kadar aktif olarak düşünen ve yazan olduğunu bilmiyordum. Düşüncelerinize katılsam da katılmasam da Türkiye’deki sanat meraklılarının sevdikleri bir etkinliğe bu denli sahip çıkması (bazıları bunu yaparken ipin ucunu kaçırmış görünüyor, mesela Pınar Morpınar isimli şahıs bana ‘ecdadını siktiğim’ demiş) veya eleştirmesi gerçekten sevindirici.

tuzlu su

Continue reading

Diktatörlüğe Giden Ülkede Tuzlu Su Üzerine Bienal Yapmak

Bienale gitmedim. O yüzden bu yazıyı baştan saçma veya haksız bulabilirsiniz, yapacak bir şey yok. Fakat gittikçe daha da çok dibe batan bir ülkede düzenlenen bienallerle ilgili söylenmesi gereken bazı şeyler var ve bunları söylemek için de bienale gitmiş olmak gerekmiyor.

Deniz kıyısında şapkalı beyaz fil - çünkü çağdaş sanat.

15. İstanbul Bienali’nden bir kare: Deniz kıyısında şapkalı beyaz fil – çünkü çağdaş sanat.

Continue reading

TÜRKİYE’NİN KOMŞULARI İSTANBUL MODERN’İN KONUKLARI

İstanbul Modern Türkiye’nin en önemli müzelerinden biri. Sahip olduğu koleksiyon ve açtığı sergiler modern Türk ressamlarına dair kapsamlı bir seçki sunuyor. Aynı zamanda çağdaş Türk sanatının sergilenebileceği bir alan olarak da işlev görüyor. İstanbul Modern’deki Erol Akyavaş, Burhan Doğançay, Hüseyin Çağlayan ve benzeri büyük sergiler ziyaretçilere bu sanatçıların birçok eserini görme imkanı sağlarken, sergi katalogları ise bu sanatçılara dair kalıcı kaynaklar olarak kütüphanelerdeki yerlerini alıyor. Fakat İstanbul Modern’in nüfuzunun Türkiye dışına pek etki etmediği de bir gerçek. Bunun en önemli nedeni de Türkiye’nin diğer müzelerinde de olduğu gibi İstanbul Modern’in koleksiyonunda batı sanatının ünlü isimlerinin yer almaması. Fakat bu zafiyet başka şekillerde giderilebilir. İstanbul Modern’in yeni sergisi Komşular bu açıdan öncü olabilecek nitelikte.

Adrian Paci, Piktori (Ressam), 2002

Adrian Paci, Piktori (Ressam), 2002

Continue reading

ELIO MONTANARI’DEN ÇAĞDAŞ SANAT SAHNELERİ

Geçtiğimiz Salı günü Salt Galata’da, Elio Montanari’nin fotoğraflarının sergilendiği Biri, Hiçbiri, Binlercesi başlıklı sergiye akademisyen Ali Akay rehberliğinde bir ‘Eleştirel Sergi Turu’ düzenlendi.

Genelde sergilerinde yer alan işlerle ilgili ziyaretçiye detaylı bilgi vermekten kaçınan Salt ve benzeri kurumlar için bu tarz etkinlikler oldukça yararlı. En azından sergilenen işlerin ziyaretçiye daha iyi anlatılmasını sağlıyor.

Biri, Hiçbiri, Binlercesi çağdaş sanat ve fotoğrafçılığa ilgi duyanların keyif alabileceği bir seçki sunuyor.

Solda: Montanari'ye ait bir Warhol portesi, Sağda: Salt Galata'nın 1. katındaki Montanari fotoğraflarından birkaç tanesi. Fotoğrafların yerleşimi çok 'fiyakalı'

Solda: Montanari’ye ait bir Warhol portesi, Sağda: Salt Galata’nın 1. katındaki Montanari fotoğraflarından birkaç tanesi. Fotoğrafların yerleşimi çok ‘fiyakalı’

Continue reading