Kayısılar Nereden ?

Büyük bir heyecanla, günlerce programını yaparak anca gitmeyi başardığım Salt Galata meğerse Pazartesi günleri kapalıymış. Tam da unutulacak zaman… Yine de allem ettim kallem ettim, ertesi gün bir ara bulup kaçıp geldim. İsmi etkilemişti bir kere… Hem Türkçe, hem İngilizce, hem Arapça olması hoşuma gitmişti… Ne yalan söyleyeyim oryantal bir esinti beklentisi ile geldim bir kez.

Şam'da Kayısı

Continue reading

A Gem in Toulouse: Musée des Augustins

One of the best museums in Toulouse, Musée des Augustins offers a brilliant collection of medieval art and French paintings. It is a must-see not only for art enthusiasts but for everyone visiting the brick colored city of Toulouse.

Housed in an ancient convent, Musée des Augustins resides in a majestic setting. Besides its art collections the museum compound hosts a gigantic church and a beautiful courtyard surrounded by an elegant gothic arcade.

The beautiful hall designed by Jorge Pardo houses the 12th century Romanesque capitals.

The beautiful hall designed by Jorge Pardo houses stunning Romanesque capitals dating back to the 12th century.

Continue reading

İÇİMİ Isıtan Karakterler

Taksim Meydanı’ndaki Fransız Kültür Merkezi 16 Aralık – 22 Ocak tarihleri arasında Bekir Akbaş’ın koleksiyonundan bazı eserlerle Abidin Dino’yu sergi salonunda misafir etti. Şimdiye kadar Abidin Dino’nun çizimlerini sadece çizimlerini yaptığı kitaplarda veya çağdaşlarının sergilerinde görme fırsatım olduğu için benim için değişik bir deneyimdi.

Abidin Dino

Continue reading

Geçmişte bir Gelecek: Zero

Sabancı Müzesi’nde Eylül ayından beri izleyiciye açık olan Zero sergisine ancak Aralık ayında gitme imkanı buldum. Sergileri kalabalıkken gezmeyi sevmiyorum, yalnızken istediğim ilgiyi gösterebiliyorum eserlere. Birileriyle birlikteyken, acaba hızlı mı geziyorum, acaba yavaş mıyım ve herkes beni mi bekliyor, acaba gördüğüm eserler hakkında yorum yapmalı mıyım, acaba yorum yaparsam çok mu antipatik görünürüm düşüncelerinde boğulmaktan kimi zaman sergiye tamamıyla konsantre olamıyorum. Bir Cumartesi sabahı yaptığım Sabancı müzesi yolculuğumda, müze olması gereken dolulukta ve huzurdaydı.

Ne yalan söyleyeyim çok büyük önyargılarla gittim sergiye.. Bazı arkadaşlarımın ‘hiç bir şey yok,’ ‘oradaki eserleri ben de yaparım.’ dolduruşuna gelsem de sergiye bir şans vermem gerekiyordu, sonuçta Zero akımı hakkında en ufak bir fikrim yoktu; sadece İstanbul’un her yerini süsleyen reklam posterlerini görmüştüm.

Zero

Continue reading

Bu Bir Aşk Şarkısı [Değil]

Ne şanslıyız ki İstanbul’umuzda yetişemeyeceğimiz kadar çok sergi aynı anda izleyiciye açık. İşlerin yoğunluğu, müzelerin çalışma saatleri derken sanatseverler olarak ancak belli başlı sergilere yetişebiliyoruz. Sergileri kendi zevkimize göre seçsek de zaman zaman sürpriz sergilerle tanışmak, karşılaşmak mümkün oluyor.

Üryan, Çıplak, Nü’yü gezmek üzere vardığım Pera Müzesi’nde; duyduğum ancak özellikle gitmeyi planlamadığım This is Not a Love Song (Bu Bir Aşk Şarkısı Değil) sergisini de gezme imkanım oldu.

bu bir ask sarkisi degil

Continue reading

Pera’da Çıplaklar

7 Şubat’a kadar devam edecek Üryan, Çıplak, Nü sadece Pera Müzesi’nde değil, son zamanlarda İstanbul’da açılan en iyi sergilerden biri. Osmanlı’nın son döneminden başlayarak 1960’lara doğru Türk resmindeki çıplak figürünün hikayesini anlatan sergide zengin ve ilgi çekici bir ‘çıplak’ seçkisi var.

Çıplak bedenden ve özellikle de kadın vücudundan (gülüşünden bile çekinen var) korkan birtakım geri kalmışların el üstünde tutulduğu memlekette çıplak üzerine sergiye ev sahipliği yaptığı için de Pera Müzesi’ni ayrıca tebrik etmek gerekir. Türk resmine dair hazırlanan en keyifli sergilerden biri olan Üryan, Çıplak, Nü, Türk resmine ilgi duyanların kaçırmaması gereken bir sergi.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e bir dizi çıplak

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e bir dizi çıplak

Continue reading

Bienal Üzerine Öttürmeler

Bu yazıyı bir önceki yazıma gelen yorumlara cevap olarak yazıyorum. Herkese teker teker cevap yazmaktan daha hızlı ve verimli olacaktır diye umuyorum.

Öncelikle yazıya aldığım yorumların miktarının beni şaşırttığını söylemeliyim. Bienal hakkında bu kadar aktif olarak düşünen ve yazan olduğunu bilmiyordum. Düşüncelerinize katılsam da katılmasam da Türkiye’deki sanat meraklılarının sevdikleri bir etkinliğe bu denli sahip çıkması (bazıları bunu yaparken ipin ucunu kaçırmış görünüyor, mesela Pınar Morpınar isimli şahıs bana ‘ecdadını siktiğim’ demiş) veya eleştirmesi gerçekten sevindirici.

tuzlu su

Continue reading

Diktatörlüğe Giden Ülkede Tuzlu Su Üzerine Bienal Yapmak

Bienale gitmedim. O yüzden bu yazıyı baştan saçma veya haksız bulabilirsiniz, yapacak bir şey yok. Fakat gittikçe daha da çok dibe batan bir ülkede düzenlenen bienallerle ilgili söylenmesi gereken bazı şeyler var ve bunları söylemek için de bienale gitmiş olmak gerekmiyor.

Deniz kıyısında şapkalı beyaz fil - çünkü çağdaş sanat.

15. İstanbul Bienali’nden bir kare: Deniz kıyısında şapkalı beyaz fil – çünkü çağdaş sanat.

Continue reading

Ecdadımız Selçuklu

Uzun bir restorasyon geçirdikten sonra tekrar ziyarete açılan Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin yeni sergisi Selçuklular, Türkiye’nin devlet müzelerindeki genel kalitesizliğin aksine ziyaretçilere hiç de fena olmayan bir sergi deneyimi sunuyor. TİEM’in (Türk ve İslam Eserleri Müzesi) gelecekteki çalışmaları adına umut verici bir başlangıç olan Selçuklular özellikle Anadolu ve İslam medeniyetleri tarihiyle ilgilenenlere tavsiye edilebilecek bir sergi. Aynı zamanda uzun süre sonra açılan İbrahim Paşa Sarayı’nı gezmek için de güzel bir bahane.

Sergiden bir kare: çift başlı Selçuklu kartalı

Sergiden bir kare: çift başlı Selçuklu kartalı

Continue reading