Kadırga’da Bir Müze: İstanbul Fotoğraf Müzesi

İş için gittiğim Fatih Tapu Müdürlüğü binası içerisinde İstanbul Fotoğraf Müzesi’ni bulmayı beklemiyordum doğrusu. Hazır kalkıp Kadırga’ya kadar gelmişken bu modern ve bir o kadar da ferah müzeyi gezmeden olmazdı. İşimi bitirir bitirmez hemen tapu müdürlüğünün bir kat aşağısında bulunan müzeye adımımı attım.

"Çocuklar boks salonunda başka bir turnuva olduğu için geçici bir süre güreş salonunda çalıştılar."  -Abdurrahman Antakyalı

Abdurrahman Antakyalı: “Çocuklar boks salonunda başka bir turnuva olduğu için geçici bir süre güreş salonunda çalıştılar.”

Girişte geçici olarak sergilenen nostaljik bir fotoğraf makinesi koleksiyonu beni karşıladı. Daha sonra ise upuzun bir koridor. Fotoğraf, fotoğrafçılık tarihi ve Türkiye’de fotoğraf tarihi hakkında bilgilerin ve görsellerin bulunduğu bir zaman cetveli ziyaretçileri karşılıyor. Negatif- pozitif basım tekniklerinden tutun, İstanbul’da kurulan ilk fotoğrafçılık vakıflarına, Türk fotoğrafçıların yurt dışında açtığı sergilere kadar pek çok eğlenceli bilgiyi burada bulmak mümkün.

Ersin Alok, Aliye Berger'in portresi

Ersin Alok, Aliye Berger’in portresi

Koridor boyunca yer alan 4 tane galeride ise farklı sanatçılara ait eserler sergiyi adeta tamamlıyor. Bu şekilde müze, ne sadece tarih ne de sadece fotoğraf sanatını ağırlıyor.

Sergilenen eserler ise oldukça dokunaklı. Abdurrahman Antakyalı’nın boksör çocuklar hakkındaki sergisi, ülkemizde aslında ne kadar bilmediğimiz hayatlar olduğunu hatırlattı. Karma sanatçılardan oluşan bir başka galerideki koleksiyon ise, farklı ülkelerde yaşanan ve güncel; terör, savaş, mültecilik gibi konuları ele alarak izleyiciyi bu gerçeklerle yüzleştiriyor.

Santiago Palacios: "Kötü hava şartlarına rağmen şişme bir bot ile Türkiye'den yola çıkarak Ege Denizi'ne açılan sığınmacılar Yunanistan'ın Midilli Adası açıklarında." / Seri Haber Birincilik Ödülü

Santiago Palacios: “Kötü hava şartlarına rağmen şişme bir bot ile Türkiye’den yola çıkarak Ege Denizi’ne açılan sığınmacılar Yunanistan’ın Midilli Adası açıklarında.” / Seri Haber Birincilik Ödülü

Koleksiyondaki tüm bu fotoğrafların ödüllü olduğunu belirtmemde yarar olduğunu düşünüyorum. Ersin Alok’un ‘Dağ’ koleksiyonu ise, ülkemizden ve yurtdışından pek çok doğa ve dağ kompozisyonlarını içerisinde barındırıyor. Nefes kesen manzaraları görmek mümkün. Bir diğer galeride ise, yine Ersin Alok’un portrelerine yer verilmiş, Munir Özkul’dan Süleyman Demirel’e pek çok ünlü ismi fotoğraflayan sanatçı, ziyaretçi de hoş bir tebessüm yaratıyor.

Ersin Alok, Dağ koleksiyonundan.

Ersin Alok, Dağ koleksiyonundan.

Yolunuz düştüğünde, güzel vakit geçireceğinizi garanti edebileceğim bu güzel müzeyi gezmenizi tavsiye ederim.

Not: Yukarıdaki bürokrasiden sonra aşağıdaki müze çalışanları oldukça güler yüzlü!

 

Betsy Penso

betsypenso92@hotmail.com

Bir Hatıra Defterinden Daha Fazlası: Anne Frank

Holokost ve antisemitizm bilincini, hafızasını ve tarihini hatırlatmak amacıyla düzenlenmiş ekinliklerle dolu geçti bu haftasonu. Cezayir binasında geçtiğimiz Cumartesi (12 Mart) akşamı gerçekleşen panelin moderatörü Pınar Dost-Niyego ve konuşmacıları Corry Guttstadt, Nora Şeni ve Rita Ender holokost ve antisemitizmi farklı açılardan ele alırken, dinleyicilerin salonu doldurup taşırması, bu denli ilgi göstermesi beni böylesine karamsar verilerin içerisinde heyecanlandırdı.

Pazar günü ise, aynı salonda gerçekleşen açılış konuşmalarından sonra Günümüz İçin Bir Tarih: Anne Frank sergisi izleyiciye açıldı. Sergi, Cezayir binasında 27 Mart’a kadar izleyiciye açık olacak.

Anne Frank

Anne Frank

Continue reading

Osmanlı’da Mü-Cevher

Günümüzde mücevher ister istemez kadını çağrıştırıyor. İnce bir boyun, üzerine değerli renkli taşlar, narin bir bilek veya upuzun küpeler… Halbuki, Osmanlı döneminde mücevher hem kadın hem erkeklere hitap eden aksesuar olarak algılanmaktadır. Ve hatta enteresandır ki, Osmanlı döneminin kadın mücevherlerinden sadece çok azı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır.

Cevher sergisi, Sadberk Hanım Müzesi’nin açılışının 35. yılı şerefine, kendi koleksiyonunda bulunan mineli ve murassa eserlerin tanıtılması amaçlanarak düzenlenmiş. Sergiyi 31 Mayıs’a kadar gezmeniz mümkün ve kesinlikle tavsiye edilir.

Kemer (Mercan detaylı)

Kemer (Mercan detaylı)

Continue reading

Şehrin merkezinde bir hazine: Milli Saraylar Resim Müzesi

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, 1937’de devlet desteğiyle kuruluyor Resim ve Heykel Müzesi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne bağlı olan müze, Türkiye’nin son yüzyıldaki sanatsal üretimini belgeleyen çok geniş bir koleksiyona sahip. Bu koleksiyon çok uzun süre Dolmabahçe Sarayı’ndaki Veliaht Dairesi’nde sergileniyor. Fakat 2014’e geldiğimizde basında binanın restore etmek için yeterli kaynak bulunamadığı için viran halde olduğu ve bu yüzden boşaltıldığı haberlerini okuyoruz. Bundan sonra Resim ve Heykel Müzesi Antrepo no:5’e taşınıyor. Veliaht dairesinin ise bir bölümü 7 yıllık bir restorasyon gördükten sonra Milli Saraylara bağlı Resim Müzesi’ne dönüştürülüyor.*

Müzenin iç görünümü. Fotoğraf: zaman.com.tr

Müzenin iç görünümü. Fotoğraf: zaman.com.tr

Continue reading

Kayısılar Nereden ?

Büyük bir heyecanla, günlerce programını yaparak anca gitmeyi başardığım Salt Galata meğerse Pazartesi günleri kapalıymış. Tam da unutulacak zaman… Yine de allem ettim kallem ettim, ertesi gün bir ara bulup kaçıp geldim. İsmi etkilemişti bir kere… Hem Türkçe, hem İngilizce, hem Arapça olması hoşuma gitmişti… Ne yalan söyleyeyim oryantal bir esinti beklentisi ile geldim bir kez.

Şam'da Kayısı

Continue reading

İÇİMİ Isıtan Karakterler

Taksim Meydanı’ndaki Fransız Kültür Merkezi 16 Aralık – 22 Ocak tarihleri arasında Bekir Akbaş’ın koleksiyonundan bazı eserlerle Abidin Dino’yu sergi salonunda misafir etti. Şimdiye kadar Abidin Dino’nun çizimlerini sadece çizimlerini yaptığı kitaplarda veya çağdaşlarının sergilerinde görme fırsatım olduğu için benim için değişik bir deneyimdi.

Abidin Dino

Continue reading

Geçmişte bir Gelecek: Zero

Sabancı Müzesi’nde Eylül ayından beri izleyiciye açık olan Zero sergisine ancak Aralık ayında gitme imkanı buldum. Sergileri kalabalıkken gezmeyi sevmiyorum, yalnızken istediğim ilgiyi gösterebiliyorum eserlere. Birileriyle birlikteyken, acaba hızlı mı geziyorum, acaba yavaş mıyım ve herkes beni mi bekliyor, acaba gördüğüm eserler hakkında yorum yapmalı mıyım, acaba yorum yaparsam çok mu antipatik görünürüm düşüncelerinde boğulmaktan kimi zaman sergiye tamamıyla konsantre olamıyorum. Bir Cumartesi sabahı yaptığım Sabancı müzesi yolculuğumda, müze olması gereken dolulukta ve huzurdaydı.

Ne yalan söyleyeyim çok büyük önyargılarla gittim sergiye.. Bazı arkadaşlarımın ‘hiç bir şey yok,’ ‘oradaki eserleri ben de yaparım.’ dolduruşuna gelsem de sergiye bir şans vermem gerekiyordu, sonuçta Zero akımı hakkında en ufak bir fikrim yoktu; sadece İstanbul’un her yerini süsleyen reklam posterlerini görmüştüm.

Zero

Continue reading

Bu Bir Aşk Şarkısı [Değil]

Ne şanslıyız ki İstanbul’umuzda yetişemeyeceğimiz kadar çok sergi aynı anda izleyiciye açık. İşlerin yoğunluğu, müzelerin çalışma saatleri derken sanatseverler olarak ancak belli başlı sergilere yetişebiliyoruz. Sergileri kendi zevkimize göre seçsek de zaman zaman sürpriz sergilerle tanışmak, karşılaşmak mümkün oluyor.

Üryan, Çıplak, Nü’yü gezmek üzere vardığım Pera Müzesi’nde; duyduğum ancak özellikle gitmeyi planlamadığım This is Not a Love Song (Bu Bir Aşk Şarkısı Değil) sergisini de gezme imkanım oldu.

bu bir ask sarkisi degil

Continue reading