Sabİha Hanım’ın Hayatı

Bugün Salt Galata’nın yaptığı açıklama üzerine bu yazıyı yazmak farz oldu: Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı’nın hayatını işleyen serginin süresi bir hafta daha uzatılmış, 6 Mart’a kadar izleyiciye açık olacakmış. Gitmek için hala vaktiniz ve birçok nedeniniz var.

Sabiha Bozcalı, Otoportre

Sabiha Bozcalı, Otoportre

Sabiha Hanım, tarihsel olarak önemli bir yapıtaşı. 1900lerin başlarında doğmuş bir kadın olarak; yüksek eğitim görmüş, Avrupa’ya sanat eğitimi almaya gitmiş ve farklı hocaların atölyelerinde çalışmış, Türkiye’ye döndüğünde illüstratör olarak gazete ve reklam sektörlerinde kendini göstermiş; çağının oldukça ilerisinde yaşamış ve geleceğe ışık tutmuş biri. Şu noktada feminizmin etkisiyle beni nasıl sevindirdiği ve gururlandırdığını atlamadan söylemem gerekiyor. Bir kadının böylesine çalışmasını ve kendisini geliştirmesini o dönem koşulları altında sadece Türkiye’de değil aynı zamanda Avrupa’da da görmek çok yaygın olmasa gerek.

Sabiha Bozcalı'nın kaleminden Paris'teki Notre Dame kilisesi ve Eiffel kulesi

Sabiha Bozcalı’nın kaleminden Paris’teki Notre Dame kilisesi ve Eiffel kulesi

Sergi Salt’ın arşivinde bulunan kartpostal, çizim, mektup, poster, kitap gibi birçok eserden oluşuyor. Sabiha Hanım’ın hayatını kendi yazdığı-çizdiği-karaladığı şeylerden birebir okuyorsunuz. Öyle tarih kitabı okur gibi değil, tarihin içinde gezercesine vakit geçiriyorsunuz. Gördüğünüz her eserde şaşıyor, Sabiha Hanım’a hayranlık besliyorsunuz.

Çizmeye ilk öğretmeni olarak adlandırdığı annesi Handan Hanım ile başlayan Sabiha Hanım, 15 yaşından itibaren Berlin, Münih, Paris ve Roma’ya gitmiş; atölyelerde eğitim görmüş ve kendisine her atölyede yeni bir şeyler katmış; döndüğünde Halkevleri tarafından Türkiye’nin farklı bölgelerini resmetmekle görevlendirildikten sonra Zonguldak’a gidip bölgedeki fabrikaları resmetmiş. Belki de Zonguldak’taki görevinin etkisi ve endüstriyel gelişimin bu denli içinde bulunmasıyla, sonraki senelerde fabrikaları olmasa da onların ürünlerini, logolarını çalışmış ve reklamlarını resimlendirmiştir.

Sabiha Bozcalı'nın annesi Handan Hanım'ın posta pullarından (!!) yaptığı bir kolaj

Sabiha Bozcalı’nın annesi Handan Hanım’ın posta pullarından (!!) yaptığı bir kolaj

Beni sergide en çok etkileyen eserlerine gelmeden evvel, serginin benim kalbimi vuran asıl kısmını belirtmek isterim. Serginin reklamını araba kullanırken radyoda işitmiştim. Arkada güzel bir müzik çalıyordu. Sonuçta radyo reklamı; her şey işitsel… Görsel bir sergiyi çekici kılmak için güzel bir dönem müziği kullanılması bence oldukça etkileyiciydi. Sergiyi gezmeye gittiğimde ise, o müziğin herhangi bir müzik olmadığını; bizzat Sabiha Hanım için bestelenmiş bir tango parçası olduğunu öğrendim. Üstüne üstlük Sabiha Hanım Avrupa’dayken akordeon dersleri almış ve piyano çalmış… Sürekli baştan çalsa da, hiç sıkılmadan dinledim o güzel melodiyi. Yani diyeceğim; sırf müziği dinlemek için bile sergiye gidebilirsiniz.

Sabiha Bozcalı'nın kaleminden 1960 darbesi sonrasında başbakan Adnan Menderes'in de idam cezası alacağı Yassıada Yargılamaları

Sabiha Bozcalı’nın kaleminden 1960 darbesi sonrasında başbakan Adnan Menderes’in de idam cezası alacağı Yassıada Yargılamaları

Günümüzde tarihi olaylara tanıklık ederken, fotoğraf çekiyor, video kaydı yapıyor, bunları hemen paylaşıyor ve bunu normal olarak kabul ediyoruz. Oysa ki teknolojinin bu denli gelişmiş olmadığı bir dönemde tarihi bir olaya tanıklık ederken Sabiha Hanım –ve birçok başka kişi- ‘an’ları kaçırmamak için onları resmetmiş, not tutmuş ve gazetelere bu malzemeleri kullanarak yansıtmışlar. Sabiha Hanım Yassıada yargılamalarına katılmış, mahkeme düzenini, konuşan davalıları resmetmiş. Aynı sahnelerin belki daha önce fotoğraflarını görmüştüm; ancak nedense bu illüstrasyon beni çok daha fazla etkiledi. Oradaydı, ve kendi elleri ve malzemeleriyle o anı bir kağıt üzerinde ölümsüzleştirdi…

Bozcalı’nın logo Ankara Birası logosu ve sigara reklamı çalışmaları

Ve yine günümüzde reklam ajanslarına ısmarlanan posterler, logolar, dijital bir şekilde oluşturulurken, Sabiha Hanım bira ve sigara markaları başta olmak üzere birçok logo tasarımı ve denemesi yapmış, dergi kapakları tasarlamış, öykü kitaplarını renklendirmiş, İstanbul ansiklopedisi adlı bir seriye can vermiş… Tüm bunları öylesine güzel ve şık yapmış ki…

Bozcalı, Ayasofya

Bozcalı, Ayasofya

Bir de İstiklal Caddesi’nden bir kaç eseri kendi gözünden çizmiş ki; onları burada anmazsam olmaz. Öncelikle St. Antuan kilisesi; hep önünden geçtiğimiz, renkleriyle ve Neo-Gotik mimarisiyle gözümüzü alamadığımız o güzel kiliseyi resmetmiş. Bir de babamın bana küçüklüğümden beri kendi büyükannesinin oturduğunu anlattığı, İstiklal Caddesi’ni kesen sokaklardan biri olan Mis Sokağı… Böyle tanıdıktan da öte; içerisinde hayat bulduğum yerlerin 60-70 yıl önceki şeklini görmek, bana bir mutluluk, bir heyecan veriyor.

Beyoğlu Mis Sokak ve St. Antuan Kilisesi

Beyoğlu Mis Sokak ve St. Antuan Kilisesi

Daha fazla eseri anlatarak serginin güzelliği kaçırmak istemem. Gezin, gezdirin, böyle bir ressamla aynı sokaklardan geçtiğiniz için iftihar edin derim…

 

Betsy Penso

betsypenso92@hotmail.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *