İÇİMİ Isıtan Karakterler

Taksim Meydanı’ndaki Fransız Kültür Merkezi 16 Aralık – 22 Ocak tarihleri arasında Bekir Akbaş’ın koleksiyonundan bazı eserlerle Abidin Dino’yu sergi salonunda misafir etti. Şimdiye kadar Abidin Dino’nun çizimlerini sadece çizimlerini yaptığı kitaplarda veya çağdaşlarının sergilerinde görme fırsatım olduğu için benim için değişik bir deneyimdi.

Abidin Dino

Abidin Dino’nun yüzüncü yaşını kutlamak amaçlı ilk defa 2013’te Ankara’da sergilenen eserler bu sefer İstanbul’da izleyiciye sunuldu. Bu sergiye girer girmez aklımda ve kalbimde tek bir görüntü ve düşünce oluştu: Yaşar Kemal’in Ağrı Dağı Efsanesi ! Bunun sebebini tahmin etmek elbette ki zor olmayacaktır. Efsaneyi resimleyen kişi Abidin Dino’ydu. Sergiyi gezdikçe fark ettim ki, kitaptan edindiğim duyguların eğer yarısını Yaşar Kemal’den edinmişsem, yarısını da Abidin Dino’dan edinmişim. Kalemiyle hikayeyi adeta canlandırmıştı.

Ve canlandırmaya da devam ediyordu…

“Göz alabildiğine kalabalıktı. Davullar çalınıyordu.”

“Göz alabildiğine kalabalıktı. Davullar çalınıyordu.”

Sergi genel hatlarıyla 3 duvarda Abidin Dino imzalı çizim ve resimlerin yan yana dizilmesiyle oluşmuştu. Büyük bir bölümü sadece siyah kalemle çalışılmış olsa da bir kaç tane renkli eserini görmek mümkün oldu. Genellikle köylü ve savaşçı gibi karakterleri canlandırırken, resimlerinin bir kısmına da isim olarak adeta bir hikayenin ortasından aldığı bir cümleyi vermişti. Belki de tüm bu resimler dizilişleriyle benim anlayamadığım bir hikayeyi anlatıyordu. “Sen nereye böyle köylüm…”

Sergi alanının ışık düzeni, resimleri incelemeye engel teşkil ediyordu. Işık eserlerin üzerinde adeta patlıyordu. Ne resmi tam anlamına incelemek mümkündü, ne de fotoğraf çekmek… Eğer böyle önemli sanatçılarımızın eserleri sergilenecekse bu tarz teknik detaylara özen gösterilmeli. Ancak en nihayetinde sergiyi ücretsiz dolaştığımızı, Fransız Kültür’ün bütçesini bilmediğimizi de unutmamak gerek…

Fransız Kültür Merkezi

Fransız Kültür Merkezi

Abidin Dino çok yönlü bir sanatçı. Ressam kimliğinden ayrı olarak, heykeltıraş olduğunu ve hatta Fransızca kitaplar yazdığını da unutmamalı. Yeni okuduğum Pera Palas’ın etkisinde kalmış olacağım, nedense sergiyi kitabın geçtiği mekanlardan birinde görmek istedim. Ne bileyim, belki Galata Köprüsü belki de Sirkeci Garı’nda… Benimki de biraz daha romantik bir bakış açısı işte…

Halihazırda bitmiş bir sergiye de gidin-gitmeyin yorumu yapmak saçma olur. Ancak İstiklal Caddesi’nde şu soğuk havada yürüyorsanız, sırf içinizi tanıdık bir yüzle ısıtmak için dahi gidebilirdiniz veya gitmişsinizdir…

 

Betsy Penso

betsypenso92@hotmail.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *