TÜRKİYE’NİN KOMŞULARI İSTANBUL MODERN’İN KONUKLARI

İstanbul Modern Türkiye’nin en önemli müzelerinden biri. Sahip olduğu koleksiyon ve açtığı sergiler modern Türk ressamlarına dair kapsamlı bir seçki sunuyor. Aynı zamanda çağdaş Türk sanatının sergilenebileceği bir alan olarak da işlev görüyor. İstanbul Modern’deki Erol Akyavaş, Burhan Doğançay, Hüseyin Çağlayan ve benzeri büyük sergiler ziyaretçilere bu sanatçıların birçok eserini görme imkanı sağlarken, sergi katalogları ise bu sanatçılara dair kalıcı kaynaklar olarak kütüphanelerdeki yerlerini alıyor. Fakat İstanbul Modern’in nüfuzunun Türkiye dışına pek etki etmediği de bir gerçek. Bunun en önemli nedeni de Türkiye’nin diğer müzelerinde de olduğu gibi İstanbul Modern’in koleksiyonunda batı sanatının ünlü isimlerinin yer almaması. Fakat bu zafiyet başka şekillerde giderilebilir. İstanbul Modern’in yeni sergisi Komşular bu açıdan öncü olabilecek nitelikte.

Adrian Paci, Piktori (Ressam), 2002

Adrian Paci, Piktori (Ressam), 2002

Türkiye’nin coğrafi konumu günümüzde ‘Orta Doğu’ olarak adlandırılan bölgenin sanat üretimiyle ilgilenmek için batı ülkelerine kıyasla süphesiz daha elverişli. İstanbul Modern bu konumundan yararlanıp ‘Orta Doğu’ ve Balkan ülkelerindeki sanat üretimine yoğunlaşırsa, bu bölgenin sanatına dair uluslararası alanda söz sahibi olabilir. Komşular sergisi Mısır, İsrail, Azerbaycan, Bosna Hersek, Irak, Lübnan, Ermenistan, Beyrut, Gürcistan gibi Türkiye’ye hem coğrafi hem de kültürel olarak yakın ülkelerden gelen sanatçılarla birlikte Türkiye’den de birkaç sanatçının katılımıyla oluşturulmuş. Sergi, geniş kapsamından ötürü İstanbul Modern’in ilerleyen yıllarda yapabileceklerine dair bir örnek teşkil edebilir.

Fakat sergide bazı küratöryal sorunlar var. İstanbul Modern Komşular’ın ‘sosyokültürel bağlamların sanat üzerindeki etkilerini ele alarak bölgenin görsel kültürüne dair ortak yaklaşımları ve güncel dinamikleri’ araştırdığını söylüyor[1]. Burada bahsi geçen ‘sosyokültürel bağlamlar’ teriminin neyi ifade ettiğini anlamak zor. Mesela fakirlik veya savaş gibi etkenlerin sanat üzerindeki etkileri anlaşılabilir olgular. Ama sergi girişinde bize sunulan sosyokültürel bağlamların ne olduğu belli değil.

Bir başka sorun da serginin üzerinde durduğu ve ‘araştırdığı’ güncel dinamikler. Türkiye ve komşu ülkelerdeki kayda değer güncel dinamiklerin en önemlileri savaş, katliam, baskı, otorite, ekonomik kriz, fakirlik gibi durumlarken Komşular sergisinde bunlara dair bir anlatı bulunmaması sergiyi gerçek hayattan koparıyor. Siyasi ve ekonomik olarak dünyanın en zayıf bölgelerinden birinde bulunan Türkiye ve komşularıyla ilgili bir sergiyi yukarıda bahsi geçen kayda değer güncel dinamiklerden bağımsız yapmak ne kadar anlamlı olabilir ki?

Solda: Nasra Şimmes ve Adib Fattal'ın işleri. Sağda: Slavs and Tatars sanatçı kolektifinin Burun Bükücü isimli işi.

Solda: Nasra Şimmes ve Adib Fattal’ın işleri. Sağda: Slavs and Tatars sanatçı kolektifinin Burun Bükücü isimli işi.

Türkiye hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, baskı, sansür ve yalanlar içinde yürütülen bir siyasi rejime sahipken ne Türkiye’de ne de komşu ülkelerde son derece vahim olaylar olmuyormuş gibi, serginin odaklandığı iki konu ‘hikaye anlatımı’ ve ‘yolculuk’ olarak belirlenmiş. Bu her ne kadar sevimsiz bir durum olsa da aslında çok şaşırtıcı değil. Suya sabuna dokunmayan apolitik sergiler Amerika ve Avrupa’daki müze ve sanat galerilerinde görülen son derece yaygın bir uygulama. Bunun nedeni olarak da sanat-sermaye ve müze-devlet ilişkilerini göstermek mümkün. Ülkemizde de bu ilişkilere dair örnek bol. Mesela İstanbul’un sayılı sanat kurumlarından biri olan Salt’ın sahibi, aynı zamanda ‘örnek'[2] haberciliğiyle adeta bir gazetecelik timsali olan NTV’nin ve Doğuş Holding’in de sahibi olan Ferit Şahenk. Bu zat aynı zamanda NTV Tarih’i Temmuz 2013 nüshası nedeniyle yayından kaldıran kişi.

 Müze-devlet ilişkisine dair bir örnek de bizzat İstanbul Modern’in duvarında yazılı. Rüşvet almakla ve Avrupa Birliği fonlarını usülsüzce kullanmakla suçlanan, sık sık ne yaşına ne de pozisyonuna yakışmayacak laflar edip Türkiye için bir utanç kaynağı olan eski bakan Egemen Bağış’ın ismi de İstanbul Modern’in girişinde “kuruluşuna katkıda bulunanlar” başlığı altında yer alıyor.

Solda: Sergi alanından bir kare. Sağda: Turhan Selçuk'un işlerinin sergilendiği bölüm. Muazzam çalışmaları var.

Solda: Sergi alanından bir kare. Sağda: Turhan Selçuk’un işlerinin sergilendiği bölüm. Muazzam çalışmaları var.

 Serginin ele aldığı konuların zayıflığına ek olarak İstanbul Modern’in operasyonel bir takım aksaklıkları var. Mesela ben sergiyi ziyaret ettiğimde sergi girişinde Kutadgu Bilig’den alınmış metinlerin yazdığı iPad çalışmıyordu. Bu, sergi geneline baktığımızda büyük bir sorun değil fakat müze, gerekli metini bir kağıda yazıp oraya koymak yerine iPad kullanmayı tercih ediyorsa, en azından bu cihaz çalışmalı.

Bir başka sorun da, yine sergi girişinde yer alan Burun Bükücü isimli eserle ilgili hiç bir bilgi olmaması. Bu eser neden sergi girişinde? Ne anlatmak istiyor? Buna dair ziyaretçiye hiç bir bilgi verilmemiş. Ziyaretçilerin bir sanat eserine bakıp kendi kendilerine yorum yapmaları elbette güzel bir şey fakat bunu yapmak istemeyenler için de eserle ilgili biraz bilgi verilebilir.

Sergi giriş duvarındaki yazıda serginin komşu coğrafyadan günümüz sanatının öncü sanatçılarının ve yapıtlarının bir araya getirildiği yazılmış. Yukarıda bahsi geçen sosyokültürel bağlamlar gibi öncü kelimesi de öyle rastgele kullanılmaması gereken bir kelime. Zira en azından sergiye Türkiye’den katılan sanatçılar arasında hiç de öncü olmayanlar var. Mesela sergide yer alan Turhan Selçuk’un işleri muhteşem olmasına rağmen Turhan Selçuk günümüz sanatının öncü bir ismi değil. Aslında İstanbul Modern de böyle düşünmüyor olmalı ki koleksiyon sergisinde bir tane bile Turhan Selçuk işi yok (onun yerine Bedri Baykam var mesela). Nasra Şimmes’in de günümüz sanatına öncülük ettiğini söyleyebileceğimizi sanmıyorum.

Komşular Sergi Girişi

Komşular Sergi Girişi

Herşeye rağmen, devletin desteklemesi gereken ama desteklemediği müze ve sanat kurumlarının AVM’lerden sayıca az olduğu bu yitip giden şehirde İstanbul Modern bir şeyler yapmaya çalışıyor ve buna da saygı duymak gerekir. Açtığı sergilerle, kütüphanesiyle, ücretsiz Perşembe’siyle İstanbul’un önemli sanat kurumlarından biri İstanbul Modern.

Komşular sergisi yakın coğrafyadan sanatçıları bir araya getirmesi açısından iyi bir fikir olmuş ve müzenin bu sergide işlenen coğrafyaya ilgisi devam ederse uluslararası çağdaş sanat piyasasında ilginç bir yer edinebilir. Sergi için düzenlenen etkinlikler arasında Ermenistan’dan gelen bir performans sanatı grubunun olması da son derece güzel bir gelişme. Yıllardır birbirine kapalı olan iki ülke bu ve benzeri girişimlerle en azından kültür sanat alanında yakınlaşabilir. Komşular’ın belki de en büyük başarısı ise Turhan Selçuk gibi önemli bir yeteneği böyle büyük bir etkinlikte sergileyip geniş bir kitlenin seyrine sunmak ve bir karikatüristi sanat sergisine dahil etmek. Normal şartlar altında müzelerde kendine yer bulamayan karikatür işlerine İstanbul Modern’in yer vermesi cesur ve sempatik bir hamle olmuş. Sadece Turhan Selçuk’un işleri için bile Komşular’ın ziyaret edilebileceğini eklemeden bitirmeyelim.

Son olarak İstanbul Modern’e bir not: Müzedeki fotoğraf yasağını artık kaldırın. İstanbul Modern koleksiyonunda gerçekten çok güzel işler var ve fotoğraflarının çekilememesi son derece anlamsız. Pera, Borusan, Salt, SSM, Arter gibi kurumlar nasıl telif haklarını bahane edip fotoğraf çekmeyi yasaklamıyorlarsa İstanbul Modern de pekala telif hakkı sorununu çözebilir.

-.-

[1] Komşular, İstanbul Modern, http://www.istanbulmodern.org/tr/sergiler/guncel-sergiler/komsular_1289.html.

[2] NTV’nin kepazeliklerini merak edenler için bkz. Mustafa Alp Dağıstanlı, 5 N 1 Kim? (İstanbul: Postacı Yayınevi, 2014).

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *