İnceleme: Tophane’de Joan Miró

Tophane-i Amire İstanbul’daki en güzel, en etkileyici binalardan birine sahip ve bu mekanın MSGSÜ tarafından sanat sergilerine ayrılmış olması takdire şayan bir durum. Son yıllarda İstanbul’un kültür miraslarına yapılan tahribattan henüz etkilenmemiş olması da sevindirici ve umut verici.

MSGSÜ tarafından yönetilen Tophane-i Amire’nin sergi programında MSGSÜ’nün kendi sergileri dışında, burada sergi açmak isteyen çeşitli kurum ve ticari şirketlere de yer verilebiliyor. Miro sergisi de, Tophane-i Amire’de daha önce Dali sergisini yapan Kült isimli şirket tarafından düzenlenmiş.

Tophane'de Miro

Miro sergisi Tophane-i Amire yerleşkesinde Büyük Salon adı verilen muazzam binanın içinde yer alıyor. Sergi başlangıcında Miro’nun kağıt üzerindeki eserleriyle ilgili uzunca bir yazı var. Sergide yer alan işlerin hangi malzemelerle yapıldığı eser etiketlerinde yer almasa da, giriş yazısından yola çıkarak sergilenen işlerin kağıt üzerine baskı olduğunu söylemek mümkün.

Sergide en dikkat çeken şeylerden biri kırmızı duvar rengi. Sanat müze ve galerilerinin bıkmadan usanmadan kullandıkları beyaz rengin aksine sergi ekibinin duvarları kırmızıya boyamış olması cesur bir hamle olmuş. En azından sergilerde rastladığımız monotonluktan uzak ve Miro gibi rengarenk işler üreten bir sanatçı için hoş bir tercih. Sergi girişinin yakınlarında Miro’nun yaşamında olan önemli olayların yazılı olduğu bir zaman çizelgesi var. Bu bölüm Miro’nun yaşadığı dönemi anlamak ve kariyerini takip etmek için yardımcı oluyor. Yine de sadece yazıdan oluşan bu zaman çizelgesine, bahsi geçen olaylarla ilgili bazı görseller eklemek daha başarılı bir anlatım sağlayabilirmiş.

Solda: Miro sergisinden bir kare. Sağda: Miro'nun işleri ve Pireneli çobanlarla ilgili sanatsal bir alıntı.

Solda: Miro sergisinden bir kare. Sağda: Miro’nun işleri ve Pireneli çobanlarla ilgili sanatsal bir alıntı.

Tophane-i Amire’deki Miro sergisinin, Avrupa veya Amerika’nın saygın sanat müzelerinde açılan benzer sergilerden en büyük farkı akademik olmaması. Yani serginin Miro uzmanı bir küratörü yok (en azından sergi künyesinde yer almıyor), ve Miro’nun sanatının spesifik bir bölümüne veya dönemine yoğunlaşılmamış. Miro’nun işleriyle ilgili daha önce incelenmemiş veya arkaplanda kalmış herhangi bir şeyi keşfetmek ve sergilemek gibi bir amaç da yer almıyor. Daha ziyade serginin afişlerinden de anlaşılacağı üzere, daha önce İstanbul’da tek başına sergilenmeyen Miro’yu, buradaki sanat meraklılarının seyrine sunuyor.

Serginin küratörünün olmaması, sergi planı ve serginin ziyaretçiye anlatımıyla ilgili bazı sorunlar ortaya çıkarıyor. Sergi açık plan (yani sergiyi gezmek için herhangi bir rota yok) düzenlenmiş ve sergilenen işler çeşitli alt başlıklar altında yer almamakla birlikte hangi sıraya göre yerleştirildikleri de belli değil. Bu nedenle Miro’nun sanatı nasıl gelişti, hangi eserinde farklı malzemeler kullandı, hangi konularla ilgilendi gibi soruları cevaplamak bu sergi ziyaretinden sonra pek de mümkün değil. Miro’nun işleri ve düşünceleriyle ilgili çeşitli bilgiler serginin farklı yerlerine dağınık bir şekilde yerleştirilmiş. Bu da Miro’nun sanata yaklaşımıyla ilgili bazı yüzeysel bilgiler vermenin ötesine geçemiyor.

Solda: Sergi girişindeki uzun yazı. Sağda: Sergide yer alan Miro belgeseli. Görüntü fazla silik.

Solda: Sergi girişindeki uzun yazı. Sağda: Sergide yer alan Miro belgeseli. Görüntü fazla silik.

Miro’yla ilgili belki de en çok bilgi alınabilecek yer sergi girişinde Miro’yla ilgili bir belgeselin oynadığı alan. Fakat bu alandaki koltuğun 6-7 kişiden fazlasını almamasından dolayı belgeseli izlemek için ya yere oturmak ya da ayakta durmak gerekiyor. Ayrıca belgeselin yansıtıldığı ekranın aydınlatmasından dolayı görüntü çok silik gözüküyor. Yani belgeseli izlemek hiç kolay değil.

Serginin en takdir edilesi yanlarından biri, sergi alanının sonunda yer alan, geniş çocuk atölyesi. Atölyeye giriş alanında yer alan sergiyle alakasız heykeller yerine daha başarılı bir giriş yapılabilirmiş. Fakat yine de atölyenin ücretsiz olması ve sergiyi gezen çocuk sahibi ziyaretçilere çocuklarını buraya bırakma imkanı yaratılması son derece başarılı bir uygulama olmuş. Bu alanın sponsorluğunu üstlendiği için de Doğa Kolej’ini tebrik etmek gerekiyor. Keşke her müzede böyle bir alan olsa.

Solda: Çocuk atölyesinden bir kare. Sağda: Büyük Salon'daki çirkin metal yapı. Neden orada bulunduğu belirsiz.

Solda: Çocuk atölyesinden bir kare. Sağda: Büyük Salon’daki çirkin metal yapı. Neden orada bulunduğu belirsiz.

Miro Sergisi’nden bağımsız olarak MSGSÜ’nün Tophane-i Amire gibi muazzam bir binayı daha etkili kullanabilmesi için mekanın kurumsal kimliğini güçlendirmesi, etkinliklerini duyurmak için daha başarılı bir internet sitesi açması ve sosyal medyayı düzgün bir şekilde kullanmaya başlaması gerekiyor. Buna ek olarak, Büyük Salon’da, kolonların üst bölümünde yer alan metal yapılar binayı çirkinleştiriyor. Eğer binaya yapısal bir katkıları yoksa sökülmeleri gerekli. Tophane-i Amire gibi bir kültür mirasını hakkını vererek yönetmek önemli.

Solda: Tophane-i Amire, Büyük Salon. Sağda: Ziyaret sonunda ücretsiz olarak alabileceğiniz sergi posterleri, güzel bir hatıra.

Solda: Tophane-i Amire, Büyük Salon. Sağda: Ziyaret sonunda ücretsiz olarak alabileceğiniz sergi posterleri, güzel bir hatıra.

Sonuç olarak Tophane’deki sergi Miro meraklılarına tavsiye edilebilir fakat serginin bilgilendirme konusunda eksik kalması ve eserlerin karışık yerleşimi çok zengin bir deneyim sunmuyor. Herşeye rağmen Tophane-i Amire başlı başına gezilebilecek bir eser ve sırf Büyük Salon’un kubbelerini seyretmek için bile bu mekanda bir sergiye gidilebilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *