ELIO MONTANARI’DEN ÇAĞDAŞ SANAT SAHNELERİ

Geçtiğimiz Salı günü Salt Galata’da, Elio Montanari’nin fotoğraflarının sergilendiği Biri, Hiçbiri, Binlercesi başlıklı sergiye akademisyen Ali Akay rehberliğinde bir ‘Eleştirel Sergi Turu’ düzenlendi.

Genelde sergilerinde yer alan işlerle ilgili ziyaretçiye detaylı bilgi vermekten kaçınan Salt ve benzeri kurumlar için bu tarz etkinlikler oldukça yararlı. En azından sergilenen işlerin ziyaretçiye daha iyi anlatılmasını sağlıyor.

Biri, Hiçbiri, Binlercesi çağdaş sanat ve fotoğrafçılığa ilgi duyanların keyif alabileceği bir seçki sunuyor.

Solda: Montanari'ye ait bir Warhol portesi, Sağda: Salt Galata'nın 1. katındaki Montanari fotoğraflarından birkaç tanesi. Fotoğrafların yerleşimi çok 'fiyakalı'

Solda: Montanari’ye ait bir Warhol portesi, Sağda: Salt Galata’nın 1. katındaki Montanari fotoğraflarından birkaç tanesi. Fotoğrafların yerleşimi çok ‘fiyakalı’

Eleştirel Sergi Turu’nun rehberi Ali Akay, Türk sanat sahnesinde ünlü bir isim ve tecrübeli bir konuşmacı. Elio Montanari’nin fotoğraflarından oluşan sergi de Salt’ın Galata’daki muazzam binasının 3 katına yayılarak sergileniyor.

Elio Montanari’nin fotoğrafları 80’lerden 2000’lere, dünyanın farklı yerlerindeki çeşitli sanat sergi ve etkinliklerinin değişik süreçlerini belgeliyor. 1985 Venedik Bienali’nden, 1992 Documenta’sına, 1989 Paris’inden, 2006 yılının Cihangir’ine, farklı mekan ve zamanlarda birçok çağdaş sanatçının işlerini üretme ve sergi alanına yerleştirme süreçlerini incelemek kesinlikle ilgi çekici. Özellikle Montanari’nin İstanbul’da çektiği fotoğraflar, Türk sanatının yakın geçmişine dair güzel hatıralar sunuyor.

Solda: Montanari'nin objektifinden Diana Page ve arkaplanda Galata Kulesi. Sağda: Yine Montanari'ye ait bir fotoğraf: Casino Fantasma sergisinden bir kare, Palazzo Venramin Calergi, Venedik, 1990.

Solda: Montanari’nin objektifinden Diana Page ve arkaplanda Galata Kulesi. Sağda: Yine Montanari’ye ait bir fotoğraf: Casino Fantasma sergisinden bir kare, Palazzo Venramin Calergi, Venedik, 1990

Fotoğrafların hem geçtiğimiz 30 yıla dayanması hem de neredeyse tamamının siyah beyaz olması sergide nostaljik bir hava yaratıyor. Fotoğraflardan birinde 1999 İstanbul Bienali için bir heykel yapan Ömer Uluç’u, başka birinde ise 2003 yılındaki bienal için Doris Salcedo’nun Karaköy’de sandalyelerle yaptığı takdire şayan yerleştirmeyi görmek mümkün. Küratörleri de fotoğraflarından eksik etmeyen Montanari’nin seçkisinde, şu anda Salt’ın direktörlüğünü yapan Vasıf Kortun ve Arter’in küratörü Emre Baykal’ın 90’larda çekilmiş ‘gençlik’ fotoğrafları da yer alıyor.

Salt’ın ‘eleştirel sergi turu’ başlığıyla yapılan etkinliğine dönecek olursak, sergi turunun aslında pek de eleştirel olmadığını söylemek gerekiyor. Ali Akay’ın anlatımıyla gerçekleşen tur eleştirelden ziyade öğretici, bilgilendirici bir turdu. Fotoğraflara bakıp bazılarının tarihsel veya sanatsal arkaplanı hakkında bilgi verdi, zaman zaman çağdaş sanatın farklı türlerinden bahsetti ve biraz da çağdaş türk sanatının yakın geçmişini anlattı. Gerek fotoğrafların sergileniş biçimi, gerek de Montanari’nin fotoğrafçılığıyla ilgili eleştirel bir bakış açısı sunmadı.

Solda: 'Eleştirel' sergi turu sırasında Ali Akay, Sağda: Salt Galata sergi alanında Elio Montanari sergisi

Solda: ‘Eleştirel’ sergi turu sırasında Ali Akay, Sağda: Salt Galata sergi alanında Elio Montanari sergisi

Montanari sergisinin Salt Galata’ya yerleşiminde alışılagelmişin dışında bir yöntem kullanılarak, binanın farklı yerlerine, 3. kattan zemin kata kadar sanki fotoğraflar bir sergiye ait değilde binada sürekli asılıymış gibi yerleştirilmiş. Bu yaklaşım nedeniyle bazı ziyaretçiler fotoğraflara dikkat etmeden geçse de, bu değişiklik serginin monoton olmasını engellemiş ve ziyaretçilerin binanın farklı yerlerini gezmesini de teşvik edip olumlu ve keyifli bir uygulama olmuş.

Serginin, Salt Galata’nın esas sergi alanında yer alan bölümü ise nispeten sıkıcı. Mesela bu bölümde James Lee Byars’ın ve işlerinin Montanari tarafından çekilen bazı fotoğrafları var ve sergi alanında bunlarla ilgili hiçbir bilgi yer almıyor. Ali Akay’ın sergi turu en azından bu bölümdeki fotoğraflar açısından yardımcı oldu. Zira serginin ‘havalı’ başlığı Biri, Hiçbiri, Binlercesi’de ziyaretçiye hiçbir şey ifade etmiyor çünkü sergiyle bağlantısı herhangi bir yerde anlatılmıyor. Aynı şekilde, sergi alanında yer alan altın renkli duvar, üstüne asılı fotoğraf, ve bu duvarın arkasında yer alan bomboş, kırmızı duvarlarla çevrili alan, ziyaretçiye sergiyle ilgili hiçbir şey katmamakla birlikte oldukça komik ve çirkin gözüküyor.

Ali Akay’a göre “bu kırmızı alan sergi sonunda durup düşünebileceğimiz bir yer, ve belki burada gözlerimizi kapayıp açtığımız zaman duvarlarda siyah beyaz fotoğraflar görmemiz mümkün.”

Herşeye rağmen Montanari’nin fotoğrafları çağdaş sanat meraklıları için kesinlikle ilgi çekici çünkü Montanari sadece eserlerin değil, o eserlerin üretiliş ve galeriye yerleştirilme süreçlerini de belgelemiş. 1985 yılının Venedik Bienali’nde ünlü mimar Frank Gehry’nin yerleştirmesinin kurulum sürecinden, bir Andy Warhol portresine, Montanari’nin fotoğrafları çağdaş sanata dair hoş kareler sunuyor. Salt’ın fotoğrafları asimetrik ve alışılmamış bir şekilde asmış olması da bence hoş bir sonuç vermiş, duvarda tekdüzeliğe engel olmuş. Çağdaş sanat ve fotoğraf meraklılarına tavsiye edilecek cinsten bir sergi Biri, Hiçbiri, Binlercesi.

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *